İskender Pala

NEY

            Derler ki ney, ilkin Dâvud peygamberin Mezâmir’inden ilham alarak fısıldamaya başlamıştır ilâhî hakîkati.
            Derler ki Efendiler Efendisi, aşk-ı hakîkînin sırrını Hz. Ali’ye emânet ettiği vakit, o, bu sırrın yükü altında ezilmiş ve gidip Medîne dışında bir kör kuyuya söylemiş içindeki mânevî emâneti. Allâh’ın arslanı  Ali’nin dayanamadığına bir kör kuyu nasıl dayansın; coşup köpürmüş çok geçmeden ve taşıp akmış, aşk sırrını söyleye söyleye kuyucuk. Coşkun bir nehir, taşkın bir çağlayan olduğu vakit, kıyılarında sazlıklar oluşmuş, ve bir gün, bir çoban kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delerek üflemeye başlamış. Bu ses, özge bir ses imiş meğer, daha önce kimsenin duymadığı bir ses, daha önce kimsenin söylemediği sırları söylemekteymiş yana yakıla; kavura kuruta. Sesi duyan gönüllere geçmiş coşup taşma sırası, ve bu defa da İslam coğrafyasında yankılanmış ebedî aşkın ilâhî sırrı.
            Şarkın ulvî heyecanlarının ve ölümsüz aşk mâcerâlarının ifâdesinde ney en lirik, en hazin ses kabul edilir bu yüzden ve ney ile üstün insan arasında bir benzerlik kurulur dâimâ.
            Derler ki neyin bağrı delik deşik ve iç yanıktır; aşk ateşiyle içi yanan, dışı pâre pâre olan insan da öyle..
            Derler ki ney aşk için toprağı ve suyu bırakmıştır; tıpkı İlâhî aşk yolunda mâsivâyı (dünyaya ait her şeyi) terkeden insan gibi..
            Derler ki ney hasret ve derin ayrılık nağmelerini söyler dâimâ; neyistandan ayrıldığı için ... İnsan da can bezminden kopuşunun yanık hüzünlerini yaşaya yaşaya yükselir yüce mertebelere.
            Kâlû-Belâ’dan bu yana uzayan bir derin hikâyedir bu... Bir vuslat özleminin naz haline getirilmiş şikâyeti...
            Ney ki, Mevlânâ Celâleddin çağında, daha evvel hiç olmadığı ölçüde ulvîleşmiş ve aşk sırrını alevden sesler haline getirip sihirli bir nağmeye dönüştürmüştür.Nitekim Mesnevî’ye onun açtığı kapıdan girilmesi delildir buna:

                                      Bişnev ez ney çün hikâyet mî-koned
                                      Ez-cüdâyîhâ şikâyet mî-koned

            Nahifî diliyle söyleyelim:

                                    Dinle neyden bak hikâyet etmede
                                    Ayrılıklardan şikâyet etmede

            Mevlâna ve ney... Ne büyük tenâsüp!?..
            Bu tenâsüp, Türk halkının gönlüne akseden şu dizelerde yaşayacak her dâim:

                                    Neye halketti deme hazret-i Mevlâ nâyı
                                    Halka bildirmek için hazret-i Mevlânâ’yı  

 

 


Tasarım & Grafik: Web-master: yavuz@greydesign.net, 2002, ISTANBUL, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve üzeri browser, 1024x768 ekran genişliği ve yüksek renk modunda izleyebilirsiniz.
Her hakkı saklıdır.