Ezân Salâ Kâmet
Tesbîhât
Mihrâbiye Cumhur
Müezzinliği
Hutbe ve Cum'â Namazı
Temcid ve Münâcât
Terâvîh Tertîbi
Salât ü Selâm
Mevlid
Tevşîh
İlâhî
Kasîde
Na't
Mi'râciye
CÂMİ
MÛSİKÎSİ
Türk
Dînî Mûsikîsi’nde önemli bir yeri
olan “câmi mûsikîsi”, câmilerdeki ibâdet
esnâsında, namazın içinde
veya dışındaki kırâatler ve duâların
okunması esnasında oluşur. Bir veya birkaç
müezzinin ve imamın bâzen de cemâatin iştirâkiyle
icrâ edilir. Câmi Mûsikîsinin icrâcıları
imamlar ve müezzinlerdir. İmam namazları
kıldırır ve cemâate hitâb eder. Müezzin
de ezân okur ve ibâdet esnâsındaki ve
aralarındaki duâları okur. Farz namazı dışındaki
bölümler duâ niteliğindedir.
Câmi Mûsikîsi ulvî ve zâhidâne bir üslûp
taşır. Ses mûsikîsine büyük önem
verilmiştir. Daha ziyâde duâ niteliği taşıyan
câmi mûsikîsi, İslâmiyet’in ilk
devirlerinden beri tabîi bir gelişme göstermiştir.
Câmi Mûsikîsini meydana getiren
unsurlar ezân, salâ, kâmet, tesbih duâları,
yâni namazın sonuna kadar olan dualarla,
temcid, münâcaat, mihrâbiye, tekbîr, salâvât,
ilâhiler, kasîde, mevlid gibi dînî hayâtımızda
çok önemli yerleri olan formlardır.
Câmi Mûsikîsinin ezân, salâ,
temcid gibi bölümleri genellikle câminin dışında
minâreden, diğer formlar câminin içinde
namaz esnâsında veya aralarında ve
sonunda okunur. Câmi Mûsikîsinin en önemli
yanı büyük bölümünün irticâlen yani
doğaçlama (emprovize) olarak icrâ
edilmesidir. Aslında câmi mûsikîsi ezândan
başlayarak namâzın sonuna, duâlarla
beraber olan kısımdır. Yukarıda saydığımız
diğer formlar câmide icrâ edilmekle berâber
yerine göre tekkelerde ve muhtelif yerlerde
icrâ edilir.
Bilindiği gibi câmide hâkim olan
duygular, zühd, takvâ, Allah aşkı, münâcaat
ve duâdır. Daha önce belirttiğimiz gibi
musikî duyguları güzel nağmelerle ifâde
etmek olduğuna göre, ibâdet esnâsında
ilâhî aşkla dolan gönüller, nağmelerle
süslenen duâlarla, tesbîhatla, Kur’ân-ı
Kerîmle daha da coşmakta, ibâdet neş’e
ve zevk içinde yapılmaktadır. Câmi Mûsikîsinin
gâyesi budur.
Önemli bir husus da Câmi Mûsikîsinde gâye
mûsikî yapmak değil, ibâdet ve duâdır.
Bunların icrâları, icrâ tarzları mûsikîdir.
Bu da belirlenmiş özelliklere dayanır.
Sayfanın Başına Dön
Ezân:
Ezân, îlân etmek, bildirmek mânâlarına
gelir. İslâm Dîni’nde ibâdete da’vet
için okunur. Günde beş vakit kılınması
farz olan namaz için beş ayrı vakitte, câmilerde
minârelerden, nağmelerle süslenerek,
ritimsiz ve irticâlen (emprovize olarak)
okunur. Ezân okuyanlara “müezzin”
denir. "Müezzin" ezân okuyan
demektir. İlk Ezânı Hz. Bilâl-i Habeşî
okumuştur. Dolayısıyla ilk müezzin O'dur.
Sesinin güzelliği sebebiyle Peygamber
Efendimiz Ezânı O'na okutmuştu. Sevgili
Peygamberimiz (S.A.V.) ezânı güzel ses ve
nağmelerle süslenerek okunmasını tavsiye
etmiştir. Ezân yedi cümleden oluşur ve
şu şekildedir:
1. Allahü ekber Allahü ekber (Allâh en büyüktür
Allâh en büyüktür)
Allahü ekber Allahü ekber (Allâh en büyüktür
Allâh en büyüktür)
2. Eşhedü en lâ ilâhe ill’Allâh (Allah’dan
başka tanrı olmadığına şahâdet
ederim)
Eşhedü en lâ ilâhe ill’Allâh (Allah’dan
başka tanrı olmadığına şahâdet
ederim)
3. Eşhedü enne Muhammede’r Rasûlûllâh
(Muhammed’in Allâh’ın Rasûlü olduğuna
Şahâdet ederim)
Eşhedü enne Muhammede’r Rasûlûllâh
(Muhammed’in Allâh’ın Rasûlü
olduğuna Şahâdet ederim)
4. Hayye ale’s salâh (Haydin, koşun
namaza)
Hayye ale’s salâh (Haydin, koşun namaza)
5. Hayye ale’l felâh (Haydin, koşun felâha)
Hayye ale’l felâh (Haydin, koşun felâha)
6. Allahü ekber Allahü ekber (Allâh en büyüktür
Allâh en büyüktür)
7. Lâ ilâhe ill’Allâh (Allah’dan
başka tanrı yoktur)
Sabah namâzı için okunan ezânda “Hayye
ale’l felâh” dan sonra iki def’â
:
“Es salâtü hayrun mine’n nevm”
(Namaz uykudan daha hayırlıdır)denir.
Ezânlar makamlar tiz perdelerde icrâ
edilerek okunur.
“Allâhü ekber”lerin ikisi bir mûsikî
cümlesi içerisinde söylenir. Dolayısı
ile dört tekbir, iki cümle gibi söylenir.
İki def’â tekrarlanan cümlelerin ilk söylenişinde,
makâmı oluşturan perdelerde seyir edilir
ve “güçlü” denilen, makâmın asma
kalış yapılan perdesinde kalınır. İkinci
tekrarlarında Asma kalış yapılan
perdenin bölgesinden seyire başlanarak makâmın
karar perdesinde karar verilir. Ezân
irticâlen okunduğu için makamlarda belli
ses sahasında gezinilmesine rağmen her
okunuşta farklı süslemeler, nağmeler
ve güzellikler ortaya çıkar. Bunun için
ezânın bestelenmesi, nağmelerin kısıtlanıp
bir kalıba sokulması
doğru değildir. Üstelik bu davranış
ezân okumasını, tecvid ve
kırâatini bilmeyen, fakat
ezân okumaya meraklı kişilerin,
(hazır ezân notası bulmuş olmanın verdiği
cesâretle) notadaki nağmeleri yapmaya çalışırken
kolaylıkla hatâya düşmelerine sebep
olur.
Ezânları her makâmdan okumak mümkün
olsa bile, Rast, Hicâz, Uşşâk, Bayâtî,
Sabâ, Segâh gibi temel makâmlardan okumak
lâzımdır. Bu makamlarda dâhî mübâlâğalı
nağmelerden kaçınılmalıdır. Çünkü zâten
yedi cümleden oluşan ezânın mürekkep
makâmlarla ve bol geçkilerle, bir
nağme kalabalığı içerisinde, taşıdığı
ibâdete dâvet vazifesi unutularak,
bir mûsikî eseri hâline gelmesi kaçınılmaz
olur. Ezân böyle okunduğu takdirde
dinleyen huşû içinde dinlemek
yerine yapılan nağmeleri ve makâmı
hesaplamaya uğraşır.
Birbirine yakın iki câmide müezzinler ezânı
minârelerden karşılıklı okurlar ve buna
“çifte ezân” denir. Fakat bu
usul artık pek az yerde uygulanmaktadır.
Ancak bâzı selâtîn câmilerde görülmektedir.
Ezân da Kur’ân gibi tecvid ve kırâatine
uyularak okunmalı güzel nağmelerle süslenmelidir.
Ezânın tecvidini, harflerin mahrecini,
okunuş tavrını bilmeden ezân okunmaz.
Okunursa da hatalı olur. Namaz için câmide
Ezân okumak da aynen Kur’ân okumakta
olduğu gibi özel bir mahâret ve çalışma
gerektirir.
Her sesi güzel olan ezân okuyamayacağı
gibi, her tecvidi güzel olan da ezân
okuyabilse bile sesi güzel ve etkili olmaz,
makam bilgisi eksik olursa, sesini kullanmayı
bilmezse okunan ezân ideal bir ezân olmaz.
Ezânı hakkıyla okuyabilmek için ezân kültürüyle
yetişmiş, uzun yıllar bu yolda çalışmış,
ezânı güzel okuyan
ustaları dinleyerek yetişmiş, kısacası
bunun eğitimini
almış olması gerekmektedir. Sesi güzel
diye ezân okumak hakkında bilgi sahibi
olmayanların okudukları ezânlar hatâlı
olduğu gibi, zâten ezân kültürü
kesintiye uğramış olan halkımızın büyük
bölümünün zihninde yanlış
bilgilenmelere yol açar. Eğer bu hatâlar
devamlı yapılıyorsa yetkililerin gereken
uyarıyı yapmaları gerekmektedir. Fakat bu
uyarıyı yapması gereken bir müftü (görev
yaptığı bölgede nice güzel sesli ezan
ustası müezzinler bulunmasına rağmen...)
bizzat kendisi, sesi güzel diye her hangi
bir şarkıcıya vs. “...istediği câmimizde
ezân okutalım” diyerek gafta
bulunacak kadar hatâya düşüyorsa, bu
duruma ancak "vah, vah,
vah!..." diyerek hayıflanabiliriz.
Ecdâdımız ezânı en güzel şekilde
okumuş ve bize bu şekilde intikâl etmiştir.
Vakitlerin, dolayısıyla güneşin insan
rûhu üzerindeki etkileri düşünülerek,
hangi vakitte hangi makamın etkili olduğunu
tesbit etmiş, beş vakit için farklı
makam tertipleri düzenlemiştir. Ecdâdımızın
en çok kullandığı makam tertîbi şu şekildedir:
Sabah
Ezânı:
Sabah Ezânı “sabâ” makâmında
okunur. “Es salâtü hayrun mine’n nevm”
(Namaz uykudan daha hayırlıdır) kısmında,
diğer ezanlardan farkını ve mânâyı
vurgulamak için, geçki yapılarak sabâ
makâmı bu kısımda “Hüseynî”,
“Dilkeşhâverân”, “Bestenigâr” gibi
makâmlar yapılabilir. Bu makâmlar sabah
vaktinde etkili olan makamlardandır. Sonunda
yine sabâ makâmıyla bitirilir.
(Sabâ makâmında ezâna örnek)
Öğle Ezânı:
Öğle Ezânı genellikle “Uşşak”
veya makâmın seyir özellikleri itibâriyle “Bayâtî”
makâmında okunur.
(Uşşak makâmında ezâna örnek)
İkindi Ezânı:
İkindi ezânı “Hicâz”
makâmında okunur.
(Hicâz makâmında ezâna örnek)
Akşam Ezânı:
Akşam Ezânı “Segâh” makâmında
okunur. Diğer vakitlere nazaran daha çabuk
ve acele okunması âdet olmuştur.
(Segâh makâmında ezâna örnek)
Yatsı Ezânı:
Yatsı Ezânı “Rast” makâmında
okunur. Rast makâmı canlılık veren,
zindelik veren bir makâm olması itibâriyle,
günün son saatlerinde yorgun düşmüş
insanlar rast makâmının etkisi ile
hareketlenerek canlanırlar.
(Rast makâmında ezâna örnek)
Bu tertipler bâzen değişik şekillerde
intikâl etmişlerse de, en yaygın ve makâmların
vakitlere göre etkileri göz önünde
bulundurulursa en uygun şekli böyle olduğu
kanâatini taşıyoruz.
İç
Ezân:
Bu ezân da Cum’â günü Cum’â Namâzı’nda
ilk sünnet kılındıktan sonra hatip hutbe
okumak için minbere çıktığında okunan
ezândır. Öğle Ezânı gibi bayâtî veyâ
uşşâk makâmında okunur.
Sayfanın Başına Dön
Salâ
:
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Efendimiz için
okunan, Allâh’ın bağışlaması ve selâmının
onun üzerine olması dileğini ifâde eden
duâlara “salâvat”, “salâvât-ı şerîfe”
denir. . Sözleri “Allâhümme salli alâ
seyyidinâ Muhammed” şeklindedir. Minârelerden
okunan
şekline “Salâ” denir. Eskiden
akşam ezânı dışında, Öğle,
İkindi ve Yatsı Ezânlarından
sonra, Sabah Ezânından önce salâlar
verilirdi. irticâlen okunan, bir kısmı da
bestelenmiş olan duâlardır. Daha çok, “salâ
okumak” yerine “salâ vermek” tâbiri
kullanılır.
Salâlar eskiden her ezandan sonra, ezânın
okunduğu makâmdan irticâlen okunurdu.
Sabah ise ezândan önce verilirdi. Ayrıca
mübârek gün ve gecelerde ezândan önce
verilmesi ve ezândan önce de bir kasîde
okunması âdet olmuştur.
Salânın sözleri içinde, Peygamber
Efendimiz için söylenen “Yâ Rasûulâllâh,
Yâ Habîbâllâh, Yâ Nebiyyallâh, Ya
Rahmeten lil âlemîn, Yâ Nûra arşillâh...”
gibi ifâdeler yer alır.
Sabah okunan salâ pek yaygın olarak,
bestesi “Hatib Zâkiri Hasan Efendi”ye
âit “Dilkeşhâverân” makâmındaki
“Sabah Salâsı” adıyla bilinen salâdır.
Fakat günümüzde salâ neredeyse okunmaz
olmuştur. Önceleri ezânlardan sonra
okunduğunu ifâde etmiştik. Anadolu’da
bir çok yerde mübârek günlerde, sabah ve
gecelerde hâlâ pek yaygın olarak okunmasına
rağmen, (buralarda salâ ile birlikte minârelerden
kasîde ve ilâhiler de okunmaktadır) ilmin
ve san’atın beşiği olan İstanbul gibi
bazı büyük şehirlerde, değil ezânlardan
sonra, mübârek gün ve gecelerde, hattâ
Ramazan’da bile okunmaz olmuştur. Bu
uygulamanın “diyânet” veya “bölge müftülüğü”
tarafından “gereksiz” ya da “bid’at”
olduğu gerekçesiyle okutulmaması ise acınacak
bir durumdur. Şu anda yaygın olarak
“Dilkeşhâverân Sabah Salâsı” olarak
bilinen salâ minârelerden “cenâze salâsı”
okunmaktadır. Cum’â ve Ramazan
gecelerinde ise bâzı küçük câmilerde,
görevlilerin kendi tasarrufu olarak
okunmaktadır.
Bizde ecdâdın bize mîrâsı olan bu
uygulama kısıtlanırken, bâzı Arap ülkelerinde
ezânlardan sonra sâla verilmesi âdeti hâlâ
devâm etmektedir. Halbuki en azından mübârek
gün ve gecelerde, mübârek günlerin
sabahlarında verilebilir. Ramazan ayında
sahurdan sonra imsâki belirtmek için
verilebilir.
Cum’â ve mübârek gün ve gecelerde
Salâ:
Cum’â günleri Öğle namâzının
vaktinde Cum’â namâzı kılındığı için
ezândan yaklaşık bir saat kadar önce salâ
verilir. Bu salâ “Dilkeşhâverân Sabah
Salâsı”nın yaygın olarak bilinmesinden
dolayı Dilkeşhâverân veyâ Hüseynî makâmında
okuna gelmiştir. Aslında herhangi bir makâmda
okunabilir ve uzun okunduğu takdirde çeşitli
makâmlara geçki yapılabilir.
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Rasûlâllâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Habîballâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Nebiyyallâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
seyyidel evvelîne ve’l âhhirîn”
“Ve selâmün alel mürselîn”
“Ve’lhamdü li’llâhi Rabbi’l âlemîn”
Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in sıfatlarını
ihtivâ eden bölümler makâmın durumuna göre
uzatılabilir. Ezân..
Sabah Salâsı:
“Hatib Zâkiri Hasan Efendi”nin bestesi
olarak bilinen bu salâ, eskiden minâreden
sabah ezânlarından önce verilirdi. Dilkeşhâverân
makâmındadır ve sözleri şöyledir:
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Rasûlâllâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Habîballâh”
“Es salâtü ve’s selâmü aleyke yâ
Nebiyyallâh”
“Allâh, Allâh, Allâh, Allâh
“Ya hazreti Mevlâ”
Bayram
Salâsı:
Ramazan ve Kurbân Bayramlarında “Sabah
Namazı” ile “Bayram Namazı” arasında
okunur. Bayâtî makâmındadır ve bunun da
bestesi
“Hatip Zâkiri Hasan Efendi”ye âittir.
İki mûsikî cümlesinden oluşur. Bir müezzin
tarafından solo kısımları okunur. Berâber
okunan kısımları diğer müezzinlerin ve
cemâatin iştirâkiyle okunur. Bu salâ da
maâlesef artık bilinmemekte ve
okunmamaktadır.
Cenâze
Salâsı:
Cenâze salâsı vefât eden bir Müslüman’ın
vefâtını îlân etmek için minârelerden
verilir. Sözleri vefât edene rahmet, af ve
mağfiret dileyen duâlar ihtivâ eder. Her
insanın hayâtının sona ereceği, sonsuz
olanın ancak Allâh olduğunu anlatan âyetlerden
de okunur. Genellikle hüzün verici bir
makam olduğu için “Sabâ”
makâmında irticâlen (emprovize olarak)
okunur. Salânın uzunluğuna göre
makam geçkileri yapılır.
“Salâ, salâ, sâlâââ,
“Ya muhavvile’l havli ve’l ahvâl,
havvil hâlenâ ilâ ahseni’l hâl”
“Salâ”
“Accilû bi's salâti gable'l fevt, ve
accilû bi't tevbeti gable'l mevt”
“Salâ”
Küllü nefsin zâigatü’l mevt, sümme
ileynâ türce’ûn”
“Salâ”
İnnâ li’llâhi ve innâ ileyhi râci’ûn”
“Salâ”
“Ya Seyyidel evvelîne ve’lâhirîn ve
selâmün ale’l mürselîn, ve’l hamdü
li’llâhi rabbi’l âlemîn”
Sonunda da vefât edenin ismi söylenir. Bu
cenâze salâsı Anadolu'da, bilhassa
Konya'da meşhurdur. Fakat İstanbul’da
maalesef bilinmemektedir. Bir cenâze olduğu
zaman minâreden Cum’â günü ezândan önce
verilen salânın aynısı verilmektedir.
Hüseynî Cenâze Salâsı:
Bestesi “Hatip Zâkiri Hasan Efendi”ye
âit bu salâ minâreden değil, cenâze
musallâdan alındıktan sonra kabre götürülünceye
kadar okunur. Kabre gidenlerin arasında müezzin
ya da okumaya yetkili kişilerce okunur. Bâzı
bölümleri bir kişi tarafından, diğer kısımları
berâberce okunur.
Şimdi bu salâ da bilinmediği için bir
cenâze olduğunda “Dilkeşhâverân Sabah
Salâsı” olarak bilinen salâ okunmaktadır.
Ya da aynı salâ “Hüseynî” makâmında
okunmaktadır.
Sayfanın Başına Dön
Kâmet:
Minâreden okunan ezânı
müteâkip namaz ibâdeti başlar. Önce
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in kılmış
olduğu ve Müslümanlarca da O'na uyularak
kılınan sünnet namazlar kılınır.
Bundan sonra "farz" olan yâni
Allah (C.C) tarafından kılınması
emredilen namaz kılınır ki bundan önce
"kâmet" getirilir. Kâmet müezzin
tarafından okunur. Sözleri ezân gibidir
fakat "hayye ale'l felâh"lardan
sonra iki def'â "kad kâmeti's salâh"
sözü ilâve edilir. Ezândan daha serî
bir şekilde okunur. İki def'â
okunan cümleler birleştirilerek okunması
da kâmetin özelliklerindendir. Ezânın
okunduğu makamda veya ezânda olduğu gibi
vaktin özellikleri düşünülerek
istenilen makâmda okunabilir. Bundan sonra
imamın önderliğinde farz namaz kılınır.
Sayfanın Başına Dön
Tesbîhât:
"Tesbîh"
Cenâb-ı Allâh'ı şânına lâyık sıfatlarla
ve her türlü noksan sıfatlardan uzak olduğunu
ve yüceliğini idrâk ederek anmak
demektir. İmamın önderliğinde farz namaz
kılındıktan sonra "Tesbîhât"
denilen kısım başlar. İmam farz namazın
sonunda selâm vererek namazı sona erdirir.
Bundan sonra müezzin imâmın selâm
verirken kullandığı perdeden ve makamdan:
"Allâhümme ente's selâmü ve
minke's selâm, tebârâkte yâ ze'l celâli
ve'l ikrâm" duâsını okur. Cemâat
kalkarak eğer kılınacak son sünnet varsa
herkes münferid olarak son sünneti kılar.
Son sünnet kılındıktan sonra veya son sünnetin
olmadığı bir vakitse müezzin "Alâ
rasûlinâ salâvât" der. Herkes içinden
Peygamber Efendimiz'e salât ü selâm
getirir. Müezzin okuduğu makâmın devâmı
olarak veyâ istediği makâma geçki
yaparak :
"Sübhâna'llâhi ve'l hamdü li'llâhi
ve lâ ilâhe illâ'llâhü va'llâhü ekber
ve lâ havvle ve lâ kuvvete illâ bi'llâhi'l
aliyyi'l azıym" der. Yine herkes içinden
"Âyete'l Kürsî" diye
bilinen ve "Allâhü lâ ilâhe illâ
hüve'l hayyü'l kayyûm" diye başlayan,
Bakara Sûresi'nin 255. âyetini okur. Daha
sonra müezzin :
"Ve hüve'l aliyyü'l azıymü zü'l
celâli sübhânallâh" der ve
"tesbih çekmek" diye
de ifâde edilen "tesbih duâları"
başlamış olur. İçinden 33 defâ "sübhânâllâh"
denir. Müezzin bu defâ :
"Alâ ni'meti'l islâmi dâimeni'lhamdülillâh"
der. Yine içinden 33 defâ "elhamdüllillâh"
denir. Müezzin :
"Rabbi'l âlemîne teâlâ şânühü'llâhü
ekber" der ve herkes içinden 33
defâ "Allâhü ekber" der.
Böylece Allâh (C.C.), 99 defâ tesbîh
edilmiş olur. "Allâhü ekber"
lafzı da 33 kere söylendikten sonra
müezzin son olarak :
"Lâ ilâhe illâ'llâhü vahdehû lâ
şerîke leh. Lehü'l mülkü ve lehü'l
hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr"
dedikten sonra "Sübhâne Rabbiye'l
aliyyi'l a'le'l vehhâb" diyerek
tesbih duâsını bitirir. Müezzin burada
duâyı, icrâ ettiği makâmı karâr
perdesinde bitirir. Akabinde imam ve cemâat
ellerini açarak duâya başlarlar.
Sayfanın Başına Dön
Mihrâbiye:
Duânın
sonunda imam bâzı vakitlerde Kur'ân-ı
Kerîm'den muhtelif âyetlerden okur. Yaklaşık
yarım sayfa veyâ on satır civârında
okunan bu âyetlere "Aşır"
denir ki imam bunu (namaz kıldırdığı
yer olan) "mihrâb"dan
okuduğu için "mihrâbiye"
adını alır. Bunu da imam istediği
makamdan veyâ o anda hâkim olan makamda
okuyabilir. İmam isterse müezzine işâret
ederek "mihrâbiye"yi
ona okutabilir. "Mihrâbiye"
nin sonunda "Fâtihâ Sûresi"
okunur ve câmideki ibâdet sona ermiş
olur.
Sayfanın Başına Dön
Cumhur
Müezzinliği:
Günümüzde
unutulduğu için uygulanamaz olmakla
birlikte, bilhassa "Selâtıyn Câmileri"nde
yukarıda anlatılan müezzinlik vazîfesi,
bir kaç müezzinin birlikte icrâ edilmesi
ile "Cumhur Müezzinliği"
adını alırdı. "Selâtıyn Câmileri"nde
(Sultanların yaptırdıkları câmiler) bir
kaç müezzin görev yapardı. (Günümüzde
de bir kaç müezzin vardır fakat eskiden
bu sayı oldukça fazlaydı.)
Ezân okunduktan sonra "akşam namazı"
haricindeki vakitlerde "sünnet" kılındıktan
sonra müezzinlerden biri makam yapmadan
fakat serî ve nidâ şeklinde :
"Rasûl-i Ekrem ve Nebiy-yi
Muhterem, sultânü'l enbiyâ, burhânü'l
asfiyâ Hazret-i Muhammed Mustafâ sallâ'llâhü
aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri'nin, mübârek,
mutahher, münevver rûh-i saâdetlerine salâvât-i
şerîfe getirenlerin ilâhî âhir ve âkıbetleri
hayrolaaa..
Âl-i ezvâc-i tâhirât, evlâd-ı Rasûl,
ashâb-ı güzîn ve rusul-i fihâm hazerâtının
cümle ervâh-ı kudsiyeleri içün, pîri'l
müezzinîn Hazret-i Bilâl-i Habeşî radıya'llâhü
anh Hazretleri'nin, bu câmînin bânîsi (burada
câmiyi yaptıran zâtın adı zikredilir)......'nin,
bugüne kadar güzerân eylemiş eimme,
hutebâ, müezziniyn ve kayyûmiynin, sâhibü'l
hayrât ve'l hasenât ervâhı içün
ve kâffe ehl-i îmân ervâhı içün,
Allah rızâsı içün el-Fâtihâh"
der ki buna "Gülbank"
denir.
Herkes içinden "Fâtihâ Sûresi"ni
okuduktan sonra bir müezzin "eûzü
besmele" çekerek üç defâ
"İhlâs Sûresi" ni okur.
Bu vesîleyle "İhlâs Sûresi"nin
okunmasından dolayı "Hatim"
(Kur'ân-ı Kerîm'in tamamının okunması)
sevâbı kazanılmış oluyordu. İhlâs'ların
sonunda "Fâtihâ" okunur ve bir
başka müezzin ayağa kalkarak "yukarıda
anlattığımız gibi "Kâmet"
eder. Farz namaz kılındıktan sonra bir müezzin
"Allâhümme ente's selâmü..."
duâsını okur. "Alâ rasûlinâ
salâvât" dedikten sonra müezzinler
koro hâlinde "Salât-i Münciye"
duâsını okurlar ki şudur :
"Allâhümme salli alâ seyyidinâ
Muhammedi'v ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.
Salâten tüncînâ bihâ min cemî'il ahvâli
ve'l âfât ve takdıylenâ bihâ cemîa'l hâcât
ve tüdahhirunâ bihâ min cemî'i's
seyyiât ve terfe'unâ bihâ 'indeke a'le'd
deracât tübelliğunâ bihâ aksa'l ğâyât
min cemî'il khayrâti fi'l hayâti ve
ba'de'l memât. Hasbüna'llâhü ve ni'me'l
vekîl (3 kere) ni'me'l mevlâ ve ni'me'n
nesıyr"
Bu duânın sonunda diğer bir müezzin
yukarıda bahsettiğimiz "Sübhâna'llâhi
ve'lhamdü li'llâhi ..." duâsını
okur ve normalde herkesin içinden okuduğu
"Âyete'l Kürsî"yi bir müezzin
çok ağır olmamak sûretiyle makamlı bir
şekilde okur. Âyete'l Kürsî'nin sonunda
:
"Zü'l celâli sübhâna'llâh"
der ve tesbihlere başlanır. Fakat burada
da bir müezzin "sübhâna'llâh"ları
sesli olarak 7 veyâ 11 kere birbirine
bağlı olarak icrâ ettiği makamda söyler.
(Sübhâna'llâhi sübhâna'llâhi sübhâna'llâhi
sübhâna'llâh" şeklinde.) genellikle
aynı müezzin :
"Zü'l kemâli'lhamdü lillâh"
der ve diğer bir müezzin 33 kere içten
okunan "elhamdü lillâh"ları
7 veyâ 11 kere yine birbirine bağlı
olarak okur. (Elhamdü lillâhi'l hamdü
lillâhi'l hamdülillâh şeklinde.) Bu müezzin
"elhamdülillâh"ların
sonunda "zü'l kudrati'llâhi ekber"
der başka bir müezzin 7 veyâ 11 kere
birbirine bağlı olarak "Allâhü
ekber"leri okur (Allâhü
ekbera'llâhü ekbera'llâhü ekber şeklinde)
ve "Lâ ilâhe illâ'llâhü
vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l mülkü
ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in
kadîr" diye devâm eder. En sonda
okunan "Sübhâne Rabbiye'l aliyyi'l
a'le'l vehhâb" duâsını müezzinler
koro şeklinde okuyarak tesbîhâtı
bitirirler. Bundan sonra imam mihrâbiye
okur.
Eğer cenâze varsa :
Eğer namaz kılınırken câminin
musallâsında namazı kılınıp
defnedilmek üzere bekleyen bir cenâze
varsa, "Allâhümme
ente's selâmü..." duâsından
sonra tesbîh duâsı yapılmaz ve tesbîh
çekilmez. Müezzin "Alâ rasûlinâ
salâvât" dedikten sonra "Sübhâna'llâhi
ve'lhamdü li'llâhi ..." duâsını
da okur ve ardından "eûzü
besmele" çekerek "Âyete'l
Kürsî"yi yürükçe ve makamlı
olarak okur. "Âyete'l Kürsî"nin
sonunda musallada bir cenâze beklediğini
ifâde eden âyetlerden herhangi birini
okuyarak duâya bağlar. Bu âyetlerden bâzıları
şunlardır :
"İnna'llâhe yağfiru'z zünûbe
cemîâ. İnnehû hüve'l ğafûru'r rahıym"
"Küllü nefsin zâigatü'l mevt. Sümme
ileynâ türce'ûn"
"İnnâ li'llâhi ve innâ ileyhi râci'ûn"
Sayfanın Başına Dön
Hutbe
ve Cum'â Namazı:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Temcid
ve Münâcât:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Terâvîh Tertîbi:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Salât ü Selâm:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Salât-ı
Ümmiye:
Hazırlanıyor
Salât-ı
Kemâliye:
Hazırlanıyor
Uşşak
Salât ü Selâm:
Hazırlanıyor
Mâhur
Salât ü Selâm:
Hazırlanıyor
Mevlid:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Tevşîh:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
İlâhî:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Kasîde:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Na't:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Mi'râciye:
Hazırlanıyor
Sayfanın Başına Dön
Tasarım ve Hosting : http://www.hostingturk.com,
2002, ISTANBUL, TURKIYE
Son Güncelleme : 6 Mart 2002
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve üzeri browser,
1024x768 ekran genişliği ve yüksek renk
modunda izleyebilirsiniz.
Her hakkı saklıdır.